TV — 15 Şubat 2012
How I Met Your Mother’da Ne Oldu? 7×16 The Drunk Train

Yayınlandığı Tarih: 13 Şubat 2012

Dikkat SPOILER içerebilir! Tavsiyemiz diziyi izledikten sonra okuyup yorumlarınızı paylaşmanızdır!

Geçtiğimiz hafta, bu haftaki bölümün Sevgililer Günü bölümü olması sebebiyle oldukça heyecanlı olduğumu söyleyerek yazımı tamamlamıştım.  Bu haftaki bölüm, daha öncekilerden farklı olarak Lily ve Marshall ekseninden biraz uzaklaşıp dizide sevdiğimiz ve hayatlarındaki gelişmeleri merak ettiğimiz diğer karakterler de olduğunu bize hatırlattığı için geçen bölümlere kıyasla daha zevkliydi diyebilirim. Ta ki, dizinin son dakikasında Ted’in yediği halta kadar.

Diziden sonra şunu düşündüm. Gerçek hayatta Ted gibi bir arkadaşım olsa, gerçekten ama gerçekten şöyle omuzlarından tutup bir “kendine gel arkadaşım” diyerek sallardım. Senaryoya bu twisti ekleyen arkadaşların da ciddi bir yaratıcılık sorunu olduğunu düşünüyorum. Şu anda tek ümidim, önümüzdeki bölümün başında Robin’in benim hayalini kurduğum şeyi yaparak Ted’e iki tokat atıp, “arkadaşım, çıldırdın mı, kaç kere denedik, olmuyor. Ben gittim bir de senin en yakın arkadaşına aşık oldum bunun üzerine, sen pembe panjurlu evler yaparken kendine, ben Dünyayı gezmeyi planlıyorum, daha hala ne seni seviyorum diyorsun bana. Zaten sinirim bozuk, aşık olduğum adamla evlenemiyorum. Bir de sen bir bomba bırakma üzerime!” demesi. Ama sezonun başında Victoria’nın (o kızı da baya seviyorum) olduğu bölümün sonunda Ted-Robin-Barney üçgeninden daha senaristlerin çok ekmek yiyeceğini anladığımızdan, bu hayalini kurduğum Ted-Robin diyalogu pek yaşanacak gibi gözükmüyor. O yüzden, bu haftadan sonra artık bir Gossip Girl yaklaşımı ile diziyi izlemeye başlayabilirim. (Biliyorsunuz orda da bir grup genç ve mix-match kıvamında birbirleriyle çeşitli münasebetlerde bulunuyorlar. Liselerde permütasyon-kombinasyon konuları için ideal bir case study!)

Dizinin bu skandal gerçekleşmeden önceki 20 dakikasına gelirsek… En başta da söylediğim gibi, son haftalarda artık çok sıkmaya başlayan Lily-Marshall ve anne-babalık heyecanı temalı bölümlerden uzaklaştığımız için çok memnun kaldım. Bu haftanın odağında olmamaları çok iyi oldu.

Bu haftanın odak konusu Kevin’ın Robin’e evlenme teklif etmesiydi. Burada da bir eksiklik olduğunu düşünüyorum, çünkü çok değil daha 1 ay önce Robin’in (hiç olmayan) çocuğunun babasının Kevin olma ihtimali hiç yoktu (bilmem anlatabildim mi?) ama bir anda işler o kadar ciddileşti ki evlenmeye mi karar verdiler, anlamış değilim. Hadi Kevin çaresiz bir romantik, bu teklifi Robin’in kabul etmesi de çok şaşırttı beni. Senaristler Lily ve Marshall ile uğraşmaktan Robin karakterinin geldiği bu noktaya nasıl ulaştığını seyirciye göstermeyi unutmuşa benziyor.

Aslında aynı şeyi Ted’in Robin’e “seni seviyorum” demesi ile ilgili de düşünüyorum. Ted’in son 7 yıldır evlenmek istediğini ve “o”nu aradığını biliyoruz ama Robin’e tekrar yazması, hatta hayalini kurduğu çoluk-çocuktan vazgeçip, “ben evlenirim seninle” demesi için gerçekten çok sıkılmış olması lazım.(Yani sarhoş treni ve Barney’nin yeni kızdan hoşlanmasından gaza gelmiş olacağı çok anlaşılabilir ama Robin’e yazacak kadar da gaza gelmesi de çok ilginç.) Bu konuda da senaryoda bir eksiklik var gibi geliyor. Pek inandırıcı ve gerçekçi değil.

Ve Barney… Barney’nin hayatına yeni bir kızın girmesi fikrine alışabilirim. Ancak Quinn denilen kızın tarz olarak biraz Nora’ya benzemesi pek ilgimi çekmemişti.  Ta ki dizinin son saniyesini izleyene kadar! Aynı zamanda bu haftanın en sevdiğim anı da olan bu saniyede, aslında Quinn’ın Nora’yla pek de ilgisi olmadığını anlamış olduk. (Ted’in bombasından sonra dizi bitti deyip kapatanlardansanız, açıp tekrar izlemenizi tavsiye ederim çünkü o an Quinn’in bir striptizci olduğunu anlayacaksınız!) Açıkçası bu storyline, Ted ve Robin’e ne olacak hikayesinden daha çok meraklandırıyor beni.

Yorum Yap

Bİr de bunlar var

Paylaşmak Güzeldİr

About Author

Bir Cevap Yazın

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes